Fotoğraf mı Dediniz?
Ağustos 17, 2011 by Janset Burak Doğan · 3 Comments
Şu zamana kadar Apple dünyasından gelecek olan birçok yenilik hakkında size bilgi verdik. Ben bu alanı biraz özelleştirmeyi düşünüyorum, bu yazımda fotoğraf üzerine yapılacak olan özellikleri anlatatacağım.
Sonbaharda gelecek olan iOS 5 ile Apple firması iPhone, iPod touch ve iPad’e fotoğraf alanında ve kamera özellikleri açısından yenilikler getirecek. Bu yenilikleri bence ilk bakışta cezbedici kılan ise kameraya, ana ekran kilidinden ulaşabilecek olmamız.
Bu özellik Apple kullanıcılarını mutlu edecek, anlık olayları zaman kaybetmeden ölümsüzleştirebilecekler. Kameraya geçiş oldukça basit. “Home” tuşuna iki kere basınca, ana kilit ekranı karşınıza çıkacak, “Unlock” bölümünün yanında kamera simgesi belirecek. Ona dokunduğunuz anda kamera moduna geçmiş olacaksınız. Kilit aç, hatta parola koyduysanız da parola gir, kameraya dokun derdi yok. İki hamlede kamera modundasınız.
Belirtmem gerekir ki bu özellik kendi içerisinde biraz sınırlı. Örnek vererek anlatıyım : Bir arkadaşınıza cihazınızı verdiniz ve sizin fotoğraflarınızı çekti. Cihaz kilitli durumdayken çekilen bu fotoğrafları ve videoları görebilirsiniz ya da silebilirsiniz, bazı fotoğraf düzenlemeleri yapabilirsiniz, fakat cihazınızın kilidini açmadan sosyal ağda paylaşamazsınız. Ayrıca önceden cihazınızda bulunan fotoğraflara da buradan ulaşmanız mümkün değil. Kısacası bu özellik sadece o an için geçerli. Kilit açılmadığı takdirde gizliliğinizi hala koruyorsunuz. Önemli olan da bu değil mi?

Yukarıda örnek olarak verdiğim arkadaşın fotoğraf çekmesinin ötesinde bir de fotoğrafı çekememe sorunu var ki o da iOS 5 ile sona erecek diye düşünüyorum. Yaşadığımız en büyük sorun fotoğraf çekme ekranında birçok kişinin “Home” tuşuna basması( iPhone kullanmayanlar için oldukça doğal tabi) Artık ses açma tuşuyla da fotoğraf çekilebilecek. Gerçi bu şekilde de dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü kamerayı tutma açınızı düşünürseniz fotoğrafa parmaklarınızı da dahil edebilirsiniz. Yine de alışılagelmiş olarak dokunmaktan ziyade tuşa basmamız daha doğal bir his sağlayacaktır.
Fotoğraf çekme faslını atlattık, şimdi de fotoğraflarımıza biraz düzenleme yapalım. Öncelikle bu düzenleme özelliğine kamera modundan ulaşamıyorsunuz, sadece “Photos“ bölümünde kullanabiliyorsunuz.
Birçok fotoğraf düzenleme uygulaması App Store‘da mevcut. Gelecek olan özellikle, artık bunların çoğu tek bir noktada – “Photos” bölümünde bulunacak. Yine de profesyonel fotoğrafçılar Photogene gibi uygulamaları kullanmayı bırakmayacaktır. Aslına bakılacak olursa bu yeni fotoğraf düzenlemeleri olmadan da iPhone oldukça popülerdi. iPhone ile çekilmiş fazlaca fotoğrafı sosyal paylaşım sitelerinde görebiliyorduk. Bunu fotoğraf düzenleme uygulamalarına da bağlayabiliriz. Örneğin en ünlü uygulamalardan olan Instagram üzerinden bir yıldan az bir sürede 150 milyon fotoğraf yayınlandı. Oldukça yüksek bir rakam.
İçerik olarak kontrast ve keskinlik ayarları dışında kırmızı göz engelleme, fotoğrafı kırpma, çevirme imkanı sağlanacak. Fotoğrafı kırparken isterseniz manuel, isterseniz de 9 çeşit boyuttan birini seçebileceksiniz. Düzenlenen fotoğrafları da direkt olarak cihazınızdan yeni bir albüme atabileceksiniz.
Son olarak şunu söylemek istiyorum : Gelecek olan bu yenilikler ile App Store‘daki uygulamalarda da değişiklikler olacaktır. Profesyonel kullanıcılar dışında insanlar artık uygulama almayı bırakacak, uygulamalar arasında sürekli olarak geçiş yapmak zorunda kalmayacak. Böylece uygulama üreticileri de düzenleme işlemlerini Facebook, Flickr, Foursquare gibi sosyal paylaşım sitelerine entegre edecektir, tıpkı MyPad uygulamasında olduğu gibi.
iPhone 5′in Jailbreak Geleceği
Ağustos 14, 2011 by fatihbjk90 · 2 Comments
Eylül ayı yaklaştıkça, iPhone 5’ in ayak sesleri kulağımıza daha güçlü gelmeye başladı. iPhone 5 ile beraber en çok merak edilen konulardan biride, 4. nesiller de dahil olmak üzere jailbreak ile sarhoş olmuş bizlere yeni bir açık verilip verilmeyeceği.
Gelin A5 işlemcilere kadar olan süreci tekrar hatırlayalım:
4.nesile kadar olan cihazlara, daha önce bulunan açıklar sayesinde jailbreak yapılabiliyor. 4. nesil iPod Touch veya iPhone modellerini kullananlar ise Geohot adlı cengaverin bulduğu donanımsal açık sayesinde jailbreak zevkini tatmaya devam ediyorlar.
Tek beklenen, her yeni versiyonda untethered (cihazı her yeniden başlattığımızda jailbreak işlemi yapmamızı gerektirmeyen) jailbreak için kernel açığı. En son 4.3.x. versiyonlarında i0n1c‘in bulduğu açıkla untethered jailbreak yapabiliyorduk. Fakat kernel açıkları bazında, 4.3.4 versiyonundan sonra Apple jailbreak’çilere karşı tekrar öne geçmeyi başardı. Varolan açığı kapatmakla kalmadı, yeni açıkların yollarına da dikenler serdi.
i0n1c zaman zaman, Twitter’daki “Jailbreak paralı olsun” ve “Belki yeni bulduğum açıkta jailbreak ile korsan oyun kullanımını engellerim” tarzı söylemleriyle bazı kullanıcıların tepkisini çekse de bundan sonra onu da jailbreak camiasında saygıyla hatırlayacağımız ve ondan bir şeyler bekleyeceğimiz kesin.
A5 işlemcilerin çıkmasından sonra başlayan süreci inceler isek:
A5 İşlemcilerini kullanan iPad 2, piyasaya sürüldüğünde kullanıcıları uzun bir süre jailbreak yolları gözledi. Sonunda Comex bulduğu userland (iOS güncellemesiyle giderilebilen) açık sayesinde 4.3.3 versiyonunu kullanan iPad 2 sahiplerinin jailbreak yapabilmesini sağladı.
Gelgelelim birçoğumuz , ne i0n1c‘den ne de Comex‘den A5 işlemci açığını yakın zamanda bulmalarını beklemiyoruz. Comex‘in iPad 2 kullanıcılarını sevindiren fakat Apple tarafından 1 haftada yamalanan Pdf tabanlı açığı, kendisinin 1 yılını almış. Ayrıca Geohot limera1n açığı için 8 ay uğraşmıştı hatırlarsanız. i0nic’in ileride ne yapacağı ise hala muamma. Zira yukarıda da belirttiğimiz gibi bizlerin pek işine gelmeyecek fikirleri var.
Elimizde A5 işlemcili iPad 2’ler var. Son çıkan dedikodulara göre de iPhone’un bizlere ulaşması Kasımı bulacak. iPad 2 için bulunacak bir açık eğer ifşa edilmezse iPhone 5’lerin jailbreak’li doğması içten bile değil.
Sonuç olarak büyük gün yaklaştıkça gözlerimiz Geohot‘ı arayacak gibi görünüyor. Halihazırda alınan bir purplera1n domaini var. Ufakta olsa ümit verici bir durum. Umalım ki Sony ile yaşanan gelişmeler Geohot’ı yıldırmamış olsun. Yine azimle , hırsla Apple‘ı mağlup edecek açık için çabalasın, çabalasın ki bizde en kısa zamanda jailbreak aleminin rengarenk dünyasına iPhone 5 ekranlarından da bakabilelim.
iCloud Geliyor; Peki Şimdi Ne Olacak?
iOS 5 beta’ları salındıkça iCloud bahisleri daha da çok yapılır oldu. Hepimiz bir tarafından tutup çekiştirmeye başladık bu sihirli kelimeyi. Sonuçta, iCloud, daha çıkmadan tuttu. Peki nedir bu kelimenin içini dolduran şeyler? Yoksa bildiğimiz şeyler de sadece adı mı değişti? Gelin takkesi iyice düşen iCloud’un içine bakalım, biraz aydınlanalım.

Tekerleğin İcadı ve Disk
Bilgisayarın en önemli parçası olan şüphesiz verileri saklayan “disk”. Ama bu cihazlar, her yerde taşıyamayacağınız kadar kaba ve enerji gerektiren şeyler. Neyse, veriyi yanınızda taşıyamıyorsanız, havada taşırsınız değil mi? iCloud‘un öğrenmeniz gereken ilk prensibi budur işte: hava. iCloud felsefesi, havada, uzaklarda bir yerde, sizin adınıza açılmış bir disk alanı ile başlıyor.
Ancak, bu hiç de yeni bir şey değil. Bugüne kadar sair şekillerde, internette adımıza disk alanları açtırdık. Son olarak çılgın servislerden Dropbox bu işi hakkıyla yapıyor. Keza, Amazon S3 de bu tür çoğu servise alt yapı teşkil eden bir dev.

Steve Jobs, Apple'ın yeni veri merkezinden bir fotoğrafın önünde
iCloud, bu anlamda var olan bir tüketim modelinin üzerine kuruluyor. Devam ediyoruz.
MobileMe’den Miras Kalanlar
Apple, daha önce kullanıcılarına me.com alan adı altında e-mail, takvim, haritada bulma, isim defteri gibi özellikler sağlıyordu. Ne güzel. Ama güzel olmayan tarafı, bu hizmetin bedava olmamasıydı. Tamamen “premium” bir hizmet gibi sunuluyordu. Halbuki hiç de öyle değildi. Bulut çağına hiç yakışmıyordu bu durum.

MobileMe, kendi çapında online servisler sunuyor ama bunlar için ücret istiyordu
iCloud‘un ikinci ayağı da MobileMe’nin daha önce paralı olarak sunduğu bu servisler. Artık her iPhone (iOS) kullanıcısı, bu bedava servislerden yararlanabilme hürriyetine kavuşacak. Özellikle kişisel rehberini bilgisayardaki Outlook veya benzeri programlara yedeklemek zorunda kalmayacak, doğrudan iCloud’a atacak.
Web üzerinden ulaşılabilen bu bedava servislerin geliştiriciler için ön izleme sürümleri açıldı bile. Açıkçası eski MobileMe’den çok da farkı yok. Ek servisler var tabi ki. Bahsedeceğiz.
iTunes’ten Aldıklarınız İtina ile Saklanır, Dağıtılır
Malum Apple‘ın tezgahı: iTunes. Apple, elma, armut, ne bulursa burası aracılığıyla satıyor. Şarkılar, uygulamalar, filmler, kiralamalar, kitaplar, vs. Bugüne kadar buradan indirdiğiniz DRM’li dosyaları, diskinize kaydederek kullanabiliyordunuz. Bir ürünü tekrar indirmeniz gerekse, para vermeniz gerekmiyordu fakat belki de tedavülden kalktığı için indiremiyor duruma düşüyordunuz.

iTunes tezgahında aldığınız her şey, iCloud'a bağlı her cihaza otomatik yayılıyor
iCloud tecrübesi buraya şöyle yansıyor: satın aldığınız ne varsa, iCloud hesabınızda arşivleniyor. Örneğin A uygulamasını indirdiniz. O uygulama dosyası, sizin hesabınıza kopyalanıyor. (Aslında teknik olarak kopyalanmıyor, işareti kopyalanıyor. Neyse, teknik bir konu.) Yarın A uygulaması, tedavülden kalksa bile, iCloud’daki arşivden indirip kurabiliyorsunuz. Ya da satıştan kaldırılan bir albümü, iCloud‘dan tekrar indirip dinleyebiliyorsunuz.
Apple, iCloud’da tutulacak olan iTunes içeriği için ilave para istemiyor. Burada tutulan ürünler, sizin kotanızdan yemiyor. Buna şaşırmamak gerek. Çünkü bu ürünler, temelinde bir veri alanı tüketmiyor. Apple, zaten her ürünün her versiyonunu kendi sunucularında tuttuğu için, size özel bir kopya üretmiyor.
Saklamaya ek olarak, satın alınan her ürünün, iCloud’a bağlı cihazlara dağıtımı (propagation) da servisin güzelliklerinden. iTunes’ten şarkı alan bir Amerikalı için düşünürsek… iPhone’da şarkısını aldı ve eve geldi… bilgisayarında aynı şarkı hazır ve nazır onu bekliyor.
Fotoğraf Havuzu
iCloud‘un en faydalı ayaklarından biri de bu olmalı. iCloud hesabınıza bağlı herhangi bir iOS cihazı üzerinden çektiğiniz fotoğraflar (dikkat, sadece fotoğraflar) otomatik olarak Apple sunucularındaki size özel havuza yükleniyor. Bu havuzda dediklerine göre en son bin fotoğrafı saklıyorlar.
Havuza yüklenen fotoğraflar, yine iCloud‘a bağlı cihazlar ve PC’lere de otomatik olarak dağıtılmış oluyor.

Fotoğraflar, cihazdan cihaza şahin gibi uçuyor
Pratik bir sonuç şu: iPhone ile fotoğraf çekiyorsunuz, sonra oturup iPad‘den ve PC‘den (ve hatta Apple TV‘den) hiçbir şey yapmaya gerek kalmadan bakıyorsunuz. Aradaki eş güdümü iCloud servisleri sağlıyor.
Ben şahsen bu servisi, sürekli fotoğraf aktarmaya üşendiğim için sabırsızlıkla bekliyorum.
Olmazsa Olmaz Veri Yedekleme
Apple’ın iOS 5 için duyurduğu “PC Free” modelin yani bilgisayarsız çalışabilirliğin en önemli destekçilerinden birisi de iCloud olacak. Çünkü cihazınızda “veri” olarak tuttuğunuz her şeyi iCloud’daki ayrılmış alanınıza yükleme imkanınız olacak. Cihazınızdaki ayarlara kadar birçok yedekleme kalemi size sunuluyor.
iOS 5 öncesi yedekleri bilgisayara almak zorunda kalıyorsunuz. Bu yaklaşım ile arada bilgisayar olmadan cihaz yedeğini alacak, yeniden firmware – restore çekseniz bile iCloud’dan veri kurtarma yapabileceksiniz.
Jailbreak’çiler buna benzer bir “buluta yedekleme” aksiyonuna nicedir aşina. Bulut tabanlı servislerin önde gideni Dropbox API’si ile çalışan DataDeposit adlı uygulama, çok benzer bir iş yapıyor. Cihazdaki yüklü tüm uygulamaların veri dosyalarını Dropbox’a yüklüyor ve istediğinizde geri alabiliyor.
Veri yedekleme, video’larınızı bile yedekliyor. Yalnız dikkat edin, hepsi kotanızdan tüketiyor. Video gibi dosyalarla 5 gb’lik bedava alanı çabucak tüketmeniz işten bile değil.
Uygulamalarda Veri Senkronizasyonu
Birden fazla iOS cihazına ve de PC’ye sahip olduğunuzda, iCloud’un faydasını göreceğiniz en güzel yerlerden birisi. iCloud, iOS uygulama geliştiricilerine, izole edilmiş veri alanına erişim için kullanabilecekleri bir API (programlama ara yüzü) sağlıyor.
Apple’ın iWorks adlı ofis seti bu API’yi şimdiden uygulamış ve beta olarak da geliştiricilerin önüne sunulmuş durumda. Örneğin iPhone’daki “Pages” ile yazdığınız dokümana, iPad’de devam edebilirsiniz. Olmadı Mac’te biraz daha detaylı devam edersiniz. Dokümanın üç cihaz arasında sürekli senkronize edildiğini söylememe gerek yok herhalde. Verinin durduğu nokta: iCloud. Bu duyduklarınız size Google Docs’u hatırlatıyor olabilir ama bu sadece bir sonuç. iCloud API’leri daha başka, Google Docs ile benzeştiremeyeceğiniz yerlerde de işe yarayacak.
Örneğin, oyunlar. Oyunlardaki seviyeniz, puanlarınız, cihazlar arasında senkronize duracak. Ya da izlediğiniz dizi veya filmler. Birinde başlayıp, durdurup, diğerinde kaldığınız yerden devam edebileceksiniz.
Yine söylemek istiyorum. Bu dediklerimiz, bugüne kadar yapılamaz şeyler değildi. Dropbox API’si, bu saydıklarımızın hepsini sağlayabilirdi. App Store’daki birçok uygulama da Dropbox API’si ile entegre olup benzer özellikleri sağlamaya başlamıştı. (Örnek: PlainText). Ancak iCloud API’si, doğrudan iOS’a gömülü geliyor, Apple tarafından sunuluyor ve muhtemelen daha geniş bir uygulama desteği olacak. Ve tabi ki bedava verdiği alan da Dropbox’a göre fazla. Sonuçta, bu iş Dropbox’ın ekmeğini biraz etkileyecek. Öte yandan iOS kullanıcılarını da hızla bulutların üstüne çıkaracak.
Bunların Hepsi: iCloud
Yukarıdakileri alt alta topladığınızda, ortaya bir servisler bütünü çıkıyor. Adı iCloud. Tüm iOS cihazlarına entegre. Mac ve PC’ler de özel yazılımlarla destekleniyor. Hepsi ahenk içinde.
Apple, geç kaldığı bu bulut trendinde, bütünlüğü yakalayan ve yine bireysel kullanıcı merkezli bir çözüm sunmuş gözüküyor. Ben iCloud’un durduğu yeri beğeniyorum. Ve inanıyorum ki iOS cihazları kullanmayı oldukça konforlu hâle getirecek. Rakibi olan servisleri ham yapacak, ayrı. iPhone’daki bellek yükseltme ihtiyacını azaltacak o daha da ayrı.
iCloud‘un pazarlama stratejisinin bir parçası olarak, birden fazla türdeki servis ve yönteme ad olarak verilmesi, birçok okuyucunun kafasını bugüne kadar karıştırmış olabilir. Türkçe kaynaklardaki dağınık yazılar da bu karışıklığı artırıyor. Umarız, bu yazımız, iCloud’un bütününü görebilmenizi ve alt parçaları açısından da aydınlanmanızı sağlamıştır.
iCloud’un kimi servisleri şimdiden herkes için başladı, kimisi sadece geliştiriciye sunuldu. PC ve Mac yazılımları da çalışıyor. Özetle sona çok yakınız: Eylül’de halka açılıyor.
Toparlandık, Gitmiyoruz Ama Büyüyoruz
Ağustos 7, 2011 by edi · 2 Comments
iPhonePerest‘in mevcut yayın platformunu değiştirme projesi kaba bir tâbirle patladı. Bu nedenle, burada, eski soluğumuzla ses vermeye devam ediyoruz.
Ancak büyüdüğümüzü haber vermemiz lazım tekrar. Aramıza katılan ilk kalem arkadaşımız Janset Burak Doğan (@janodogan). Kendisine başarılar dileriz. Burada yazmak isteyen gönüllülerle irtibatımız devam ediyor. Bir gelişme olduğunda aktarağız.
Nerede kalmıştık? iOS 5 Beta 5 çıkmış değil mi?
iOS 5 ile Bedava @Me.com Hesabı Nasıl Açılır?
Duymayan varsa hemen söyleyelim: Apple’ın paralı servisi MobileMe.com, iCloud‘un anonsuyla artık tarih oldu. Mevcut üyelikler bir süre uzatıldı ve artık yeni üyelik alınmıyor. Me.com sayfasındaki “sign up” seçeneği de kalkmış durumda.
Görünen yollardan, deneme amaçlı bile olsa @me.com uzantılı e-mail adresi alma, MobileMe hesabı açmak artık mümkün değil.
Peki bir yolu var mı? Evet. Geliştirici kaydı bulunan iPhonePerest okurlarına özel olarak bu yolu açıklıyoruz. Şimdiden bebeğine, yeğenine @me.com hesabı alıp kullanıcı adlarını parsellemek isteyen varsa, hediyemiz olsun.
Öncelikle şunları tedarik etmeniz lâzım:
- Apple’dan açılmış ve e-mail adresi doğrulanmış bir Apple ID.
- iOS 5 Beta 1 yüklenmiş, geliştirici hesabına kayıtlı bir iOS cihazı (iPad, iPhone, iPod Touch)
İşlem adımları:
- Settings > Mail, Contacts, vs. > iCloud deyip yeni bir iCloud ekleme sayfasını açın.

- Apple ID‘nizi doğru şekilde girin.
- Sözleşmeleri onaylayın.

- Senkronizasyon adımlarını tamamlayın.
- Sonra Senkronizasyon seçeneklerinden açık durumda olmayan Notlar’ı veya Mail’i tıklayın.
- Beklediğiniz soru geldi değil mi?

- Bir @me.com hesap adı belirleyin ve yolunuza devam edin.

- Artık belirlediğiniz @me.com mail’i ile mail alıp verebileceksiniz. (Ancak bu hizmetin web sitesi, bu gibi bedava hesaplar için henüz açık değil. Hizmeti sadece iOS 5 yüklü cihazlar üzerinde kullanabileceksiniz. Dikkat: iOS 5!)
Hatırlatalım. Apple’ın kullanım sözleşmelerine göre iOS 5 beta’ları, sadece gelişrici programı üzerinden özel olarak kaydı alınmış cihazlara yüklenmeli ve bu servisler de oradan aktive edilmeli. Bunun dışındaki bir yola tevessül etmenizi önermiyoruz. Hatta Gizmodo’ya çıkan bizim Türk delikanlının yolundan gitmenizi hiç mi hiç istemiyoruz.
Servisin tüm kamuya açılması için birkaç ay beklemek gerekiyor.
iOS 5 Jailbreak Borsası
Haziran 10, 2011 by edi · 5 Comments
Eğri oturup doğru konuşma vakti. Güzel şeyler vaat eden iOS 5‘in Apple‘ın verdiği hâliyle kullanacağımızı sananlar, yanılgı içindeler. Jailbreak dünyası, iOS 5 için nasıl Apple’a yol gösterdiyse, aynısını şimdi iOS 6 için yapacak.
Apple, ihtiyacı olan kullanıcı taleplerini, hem de modellenmiş şekilde ancak jailbreak dünyasından alıyor. Düz firmware kullanıcıları merak etmesin. Apple, herkesten daha çok jailbreak‘çi. Kullanılan güvenlik açığı, doğrudan son kullanıcıyı tehdit etmediği sürece kapatmıyor bile. (Örnek: i0n1c’nin iOS 4.3‘ten 4.3.3‘e kadar yaşayan exploit’i.)
Madem jailbreak‘e her zamankinden çok ihtiyacımız var… o zaman ne durumdayız bir bakalım.
Jailbreak’in tek cümlelik açıklaması vardır: cihazda Apple’ın imzalamadığı kodu çalıştırabilmek. Bu iş ne bundan fazlası ne de bunun eksiğidir. Bu tanım da eskilerin tabiriyle, efradını câmi, ağyarını mânidir. Size jailbreak meselesini, yazılım korsanlığı gibi anlatan biri olursa, bu cümle işinize yarayabilir. Jailbreak, bir insanın, para vererek aldığı bir donanım ürününde, kendi istediği kodu çalıştırma mücadelesi olduğu için asil bir duygunun karşılığıdır ve legaldir, meşrudur. Tekrar edelim mi… YASALDIR.
Apple’ın resmen imzalamadığı kodu çalıştırabilmenin de tek yolu, imza denetimini atlatmaktır. iPhone epeyce agresif bir imza denetimi uyguladığı için bunu yapmak, programcılar için güzel “challenge” (meydan okuma) örneği oluşturmaktadır. Programcılar, debug (hata ayıklama) ve tersine mühendislik teknikleriyle, iTunes‘in cihazla olan iletişimini, iOS’un boot sekansını ve içeride uygulamaları çalıştırma sürecini didik etmekte ve bir kaçak nokta aramaktadırlar.
Çoğunuzun bildiği gibi, elimizde iPad 2 hariç tüm geçmiş cihazları şerbetleyebilen Limera1n açığı vardır. Genç hacker Geohot‘ın milyonlarca Apple kullanıcısına bedelsiz hediye ettiği bu açık, elimizdeki tüm cihazları, iOS 10 da çıksa jailbreak yapabilmemizi sağlıyor. Çünkü bootrom tabanlı, alt seviyede ve Apple‘ın düzeltemeyeceği yerde. Çünkü Geohot bu açıkla, her zaman iOS üzerinde, imzasız kod çalıştırtabilecek. Tek handikapı var: tethered. Değerli bir açık, çünkü kapatılamıyor. Tethered, çünkü cihazın DFU protokolünde. Yani bu açığı kullanarak imzasız kod çalıştıracaksak, cihazı mutlaka el ile DFU moda çekip, bilgisayardan kablo bağlantısı ile jailbreak aracını uygulamamız gerekiyor.
Daha önceden de bildiğiniz gibi Limera1n‘lenmiş cihazın boot olduktan sonra da imzasız kod çalıştırmaya devam edebilmesi için içeride, işletim sistemi kernel‘inde de bir açık gerekiyor. Çünkü imza denetimini, işletim sistemi her aşamada yapıyor; burada da yapıyor.
Sadede gelelim. iOS 5 için bir bilinen kernel açığı yok. Tahminimizce i0n1c‘nin elinde bir tane var. Beta sürecinde deneyecektir ve yayınlaması, ancak iOS 5 çıktıktan sonra olur.
Chronic Dev Team‘in elinde hem userland ve hem de kernel açığı olduğunu anlıyoruz. Bu adamların elindeki açık, muhtemeln iOS 5‘in beta serüveninde kapanacak. Onlar da gecikmeden bu jailbreak’i vereceklerdir çünkü iPad 2 sahipleri jailbreak’sizlikten sürünüyor artık.
Daha önceden beri bilinen bir açık da Geohot’ın untethered iBoot açığı. Yalnız bu açık, Limera1n kadar sağlam değil çünkü yeni bir iOS sürümüyle kapatılabilir. Çünkü aynen eski Blackra1n gibi, iBoot (bootloader) tarafında.
Bitti mi?
Bitmeyecek. Apple, iOS 5‘te, yeni bir protokol getirdi: OTA update. Yani yeni iOS 5 sürümleri, eskisinin üzerine bilgisayar bağlantısı olmadan kurulabilecek. Hem de delta, yani fark dosyası indirilerek. Böylece, yüksek boyutlu güncellemeler yerine ufak güncellemeler gelecek. (Misâl, Google Chrome, delta ile güncelleniyor. Ama Firefox, indir Allah indir, her seferde tam sürüm…)
Havadan güncellemeler, yeni bir protokol doğmuş demek. Yeni protokol de jailbreak’çiler için yeni bir keşif alanı. Mutlaka içinde onları bekleyen açık’lar vardır. Bulması zor oluyor bu açıkların ama bu adamlar, bu işten keyif alıyorlar. Parayla yaptıramayacağınız işi, sırf eğlence olsun diye yapıyorlar. Yine muvaffak olacaklardır, umut ediyoruz.
Netice böyle. iOS 5 beta’ları sürerken, untethered bir iOS 5 açığı çıkmaz. Ancak Chronic’in iPad 2 için beklettiği açık, iOS 5′te düzeltilirse, çok geçmeden yakın zamanda iPad 2 jailbreak’ini iOS 4.3.3 için sürerler. iOS 5 çıkmaya yakın da Youtube’da untethered jailbreak demoları izleyebiliriz, hiç belli olmaz.
Bizden bu kadar.
iOS 5 – Bildirim Merkezi (Notification Center)
Haziran 8, 2011 by edi · 12 Comments
Sizlere iOS 5‘in ana yeniliklerini ayrı yazılarla anlatmaya çalışacağız. Bu ilk yazımız. Konu, yenilenen bildirim sistemi.
iOS’un bugüne kadarki bildirim mekanizması, herkesin kabul ettiği üzre, rezalet idi. Örneğin size bir SMS‘in gelmesi, cevapsız çağrının görünmesi veya uygulamaların açık değilken gönderdiği haberler, mesajlar, vs. Tüm bildirim mesajlarının ortak özelliği, programcı dilinde “modal” denilen, kullanıcı etkileşimini kesen bir tarzda açılmalarıydı.
Bir video izlerken ya da oyun oynarken, gelen bir SMS, pat diye her şeyin ortasına çıkıp, tüm keyfinizi kaçırabiliyordu.
Yıllardır, bu aleladelikle ilgili şikayetler dillendirildi. Herkes, hayalinde bir bildirim sistemi kurdu durdu. Son olarak, size önceden adını verdiğimiz Peter Hajas adlı bir delikanlı, herkesin hayal ettiğine yakın bir bildirim mekanizması kurdu ve jailbreak dünyasına ikram etti. Bu genç de yazıda belirttiğimiz gibi şu an Apple işçisi.
Apple, kendisi de mesajı aldı, işini böldü…
iOS 4‘ün vurucu özelliği çok görevlilik (multitasking) olmuştu. iOS 5 de sahneye “bildirim merkezi” diyerek çıktı.
Apple, bildirimleri bir kere görünen ve uçan, en önemli işin ortasında asap bozan balonlar olarak değil, aynen Peter‘in yaptığı gibi kümülatif şekilde bir yerde toplanan, kolayca ulaşılabilen, kilit ekranında da gözüken, akıllı uslu bir hâle getirdi. Kısaca yenilik bu.

Böylelikle iOS 5, olması gereken noktaya doğru bir adım atmış oldu. Kullanıcılar için epey faydalı bir yenilik bu. (Teşekkürler.)
Apple’ın kendi sayfasındaki demo’larda da gösterdiği gibi “bildirim merkezi“, tüm bildirimlerin biriktiği bir perde. Saatin oradan aşağı doğru çekince hoppadanak geliyor ve geri ittirince hızlıca gözden kayboluyor. Apple, animasyon işlerinde iyi olduğu için gelip gidişini epey eğlenceli bulabilirsiniz.
Herhangi bir anda, bir bildirim gelirse, bildirimin türüne göre yukarıdan açılan bir “levha” (banner) şeklinde de gözükebiliyor. (Peter da buna benzer bir şey yapmıştı MobileNotifier’de.)
İşin bir detayı daha var. Bildirim merkezi, “widget” denen moleküller de içeriyor. Apple, kendi başına, buraya iki adet molekül koymuş. Birisi hava durumu, diğeri borsa. Gerisini jailbreak dünyasına bırakmış. SBSettings, muhtemelen kendini bir widget olarak ekleyecek bu saatten sonra. Cydia’da bin türlü widget türeyecek buraya konuşlanan. Güzel bir platform ve bâkir…
Kilit ekranındaki birikim de epey kullanışlı. Çünkü biriken her mesajın üzerinden özel bir aksiyon çıkabiliyor. Örneğin adama sesli mesaj gelmiş. Bir kaydırma hareketiyle telefonu açmadan, mesajı dinleyebiliyor:

Yeni bir özelliği anlatırken buluşuruz. İyi haftalar.
iOS 5 – İlk Görüntü
Haziran 7, 2011 by edi · 15 Comments
Değerli okurlarımız,
iOS 5 Beta sürümü, Apple geliştirici bölümüne düşer düşmez iTunes 10.5 Beta üzerinden kurduk. İlk izlenimlerimiz çok çok olumlu. Özellikle iTunes olmadan aktivasyon işlemi yapmak, gerçekten daha keyifli.

iOS 5′e dair notlarımız paylaşacağız ilerleyen günlerde. Şimdilik söyleyebileceğimiz son cümle: “Apple 5′in hakkını vermiş“.
iOS 5, Uygulama Güncellemeyi Otomatikleştiriyor
Haziran 4, 2011 by edi · 6 Comments
Ucundan azıcık görünen bir ekrana göre, iOS 5 uygulama güncellemelerini otomatik yapacak. Firmware güncellemesi buna dahil mi bilemiyoruz. (Çok alt seviye hazırlıklar gerektiği için firmware güncellemesi henüz bu işe hazır olmayabilir.)
Otomatik uygulama güncelleme, muhtemelen sizin haberiniz bile olmadan, kullandığınız uygulamaların kendi kendini güncellemesini sağlayacak. Şu anda bir uygulamayı ya bilgisayardaki iTunes üzerinden güncelleyip senkronize etmek ya da doğrudan cihaz üzerinden bilinçli olarak güncellemek mümkün.
Yeni gelecek özellik, müsait bir internet bağlantısı bulduğu anda, uygulamaların var olan tüm “bedava” güncellemelerini çekecek ve eskisinin üzerine kuracak. Şifre girme meselesini de nasıl halledecekler, şimdilik bilmiyoruz. Bir de uygulama güncellendikten sonra, ilk açılışta güncellendiğine ve nelerin değiştiğine dair bir bilgi sunmalı ki nasıl yapmışlar, göreceğiz.
Bu otomatik güncelleme özelliğini, OTA (over the air) güncelleme ile karıştırmamak lazım. iOS’ta zaten uygulamalar havadan güncellenebiliyor. Bu özellik sadece bunu otomatikleştirecek. Asıl OTA meselesi, firmware güncellemelerinde eksik. Bu da başka bir majör versiyonun konusu olacak gibi.
Umarız otomatik güncelleme rivayeti doğrudur. WWDC‘ye 2 gün kaldı.
Resmi Açıklama: Steve Jobs iOS 5′i, Lion’u ve iCloud’u Anlatacak
Mayıs 31, 2011 by edi · 11 Comments
Apple, 6 Haziran günü başlayacak geleneksel geliştirici etkinliğinde (WWDC 2011) sepette bekleyen yeni ürünlerini tanıtacağını resmen açıkladı. Beklendiği gibi, şovu, CEO Steve Jobs yapacak. Yine beklendiği gibi, bu etkinlikte yeni bir iPhone tanıtımı yok!

Steve Jobs, etkinliğin açılış konuşmasında iOS’un gelecek versiyonu iOS 5‘i, Mac OS X’in gelecek versiyonu 10.7 Lion‘u ve de MobileMe‘nin yeni versiyonu olan iCloud‘u tanıtacak.
iOS 5 sizce neler getirecek? Yorumlarda paylaşırsanız seviniriz. Genel tahminler, bildirim (push notification) sisteminin elden geçeceğini söylüyor. Widget desteği de beklenenler arasında. iOS 4′ün en vurucu özelliği MultiTasking idi. iOS 5′te bizi sarsacak ne olabilir acaba? Minik bir haber de hafta arasında oltaya takıldı. Rivayete göre MobileNotifier adlı başarılı bir jailbreak programının sahibi, Apple tarafından işe alındı. Netice, Haziran’da ortaya çıkacak. iOS 5′in ilk beta’sı o günlerde piyasaya sürülebilir.
Lion bizim portföyümüz dışında. Mac OS X kullanıyorsanız, Lion’u mutlaka seveceksiniz. Çünkü Apple git gide Mac OS ile iOS’u birbirine yaklaştırıyor. Özellikle iOS ergonomisini masa üstüne aktarıyor.
iCloud da uzun süredir beklenen bulut tabanlı içerik servisi. Bu servisi size vizyon olarak azıcık anlatmıştık. Anlattığımız veya hayal ettiklerimizin ne kadarı gerçekleşecek, göreceğiz. Her şeye rağmen, Apple‘ın bulut çözümünün tüm kullanıcıların hayatına ciddi kolaylıklar ve konfor getireceğini düşünüyoruz. Bilgisayarı merkeze alan iTunes Library mantığını silip interneti merkeze alan iCloud kütüphanesine geçmek, artık zorunlu bir adımdı.
Bir hafta kaldı. Meydanlar ısındı.

